featured

“Başkan, Buruk’la görüşmeli” | Spor yazarları Galatasaray için ne dedi?

Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Uğur Meleke: Okan Buruk’u Janderson kandırdı!

Kocaeli’nin bu sezon Süper Lig’de başardığı iş kesinlikle saygıdeğer. Daha 22’nci haftada 30 puana ulaştılar, ligde kaldık hissini elde ettiler. Sonra belki bir düşüş yaşadılar ama ligdeki ilk sezonları için gayet kabul edilebilir bir performans.

Bu değerli puanları da çok spesifik bir yolla topladılar. Ligin en zor deplasmanını yarattılar İzmit’te. İçeride-dışarıda son derece fiziksel bir oyun oynuyorlar. Sahanın her yerinde rakiplerini adam adama savunuyorlar. Onları izlemek belki çok keyif vermiyor ama rakiplerine de oynama keyfini yaşatmıyorlar çoğunlukla

Süper Lig’de oynadıkları 29 maçın sekizi 1-0, sekizi de 0-0 veya 1-1 tamamlandı. Bu 29 müsabakanın 24’ünde 0 ya da 1 gol atabildiler. Ve bu kadar az gol atarak topladılar bu 35 puanı. Çünkü defansif olarak hiçbir rakiplerine nefes aldırmıyorlar. Bire bir savunuyorlar. Çok yakın oynuyorlar. Çok da sertler.

Dün Selçuk İnan başlangıçta bu emniyet düzeyini bir kademe daha artırmıştı, üç ön libero Show-Keita-Susoho’nun yanı sıra Nonge’yi de kullandı 11’de. Bu oyuncularla özellikle ilk 45’te merkezi iyi kapadılar ama kalan iki departmanda zorlandılar. İlk devrede neredeyse rakip yarı sahaya geçmediler. 45 dakikayı üçüncü bölgede sadece 7 pasla tamamladılar (Galatasaray’ın 68 pası vardı üçüncü bölgede). Merkez kapanınca Galatasaray da oyunu kanatlara taşıdı. Sane ve Jakobs’la buldular 1-0’ı ilk yarıda

İkinci yarıdaysa başka bir senaryo başladı Seyrantepe’de. Hatırlayın, Galatasaray Trabzon önünde orta sahayı tamamen kaybetmişti. Göztepe ikinci yarısında da orta saha kevgire dönmüştü ama Janderson topu iki metreden kaleye yollayıp skoru 2-2’ye taşıyamadığı için çok konuşulmadı bu problem. Bir bakıma Janderson’un boş kaleye atamaması yanılttı sarı-kırmızılıları. Galatasaray orta sahasının ikinci yarılardaki düşüşü Kocaeli önünde de sürdü dün. Zaten orta sahanın kaybedildiği ikinci yarıda Buruk’un değişiklikleriyle daha da arttı bence problem. Kocaeli ikinci devredeki oyunuyla hak ederek kazandı dün 1 puanı. (Hürriyet)

Banu Yelkovan: Futbol, istatistikleri değil, anları ödüllendiriyor!

Öyle bir ligimiz var ki… Her hafta, en beklenmeyen maçlarda bile sezonun kırılma anlarından birine daha tanıklık ediyoruz. Kâğıt üzerinde rahat geçmesi gereken bir akşam, maç öncesi gereksiz beyanatlarla yükselen tansiyonun gölgesinde başladı ve sahada bambaşka bir hikâyeye dönüştü.

Galatasaray, Göztepe maçının ardından lige dönerken hem oyunu hem de söylemiyle iddialıydı. Ancak o maçın sonunda Okan Buruk’un bu maçı işaret eden açıklamalarıyla yükselen tansiyon, Fenerbahçe’nin kazanmasıyla yeniden 1 puana düşen fark ve zirve yarışının hassas dengesi, teoride rahat olması gereken bir karşılaşmayı psikolojik olarak gereksizce zor bir mücadeleye çevirdi.

Maçtan önce ‘Mayıslar bizim’ diye hatırlatmıştı Okan Buruk, ancak maç Nisan’da oynandığından olsa gerek, hiç beklenmedik bir beraberlikle gelen puan kaybıyla bitti.

Aslında maçın başından, ikinci yarıdaki oyuncu değişikliklerine kadar sahada tek bir takım vardı. Yüzde 70’e yakın topa sahip olan, oyunu rakip yarı sahaya yıkan, neredeyse pozisyon vermeyen Galatasaray’ın üstünlüğü skora yansımadı. İlk yarı Sane’nin tek golüyle önde kapandı ama oyundaki üstünlük, skora bir türlü yansımadı. Ligin en golcü takımı, oyunu koparamayarak belki de maçın en kritik hatasını yaptı.

Victor Osimhen’in bir türlü yeri dolmayan yokluğunda bir türlü doğru dengeyi bulamayan Galatasaray, kâğıt üzerindeki kalite farkına rağmen üretkenlikte aynı netliği gösteremeyince maçın kaderi baştan sona pamuk ipliğine bağlı kaldı. Petkovic oyuna girene kadar bunun büyük bir bedeli yoktu; Kocaeli zaten kaleye gidemiyordu. Ama 60 ile 69. dakikalar arasında oyun bir anda yön değiştirdi.

Oyuna girdikten sadece 7 dakika sonra Petkovic skoru eşitlediğinde, o ana kadar tüm momentumu elinde tutan Galatasaray ve tribünleri dolduran taraftarlar büyük bir şok yaşadı. Dakika 86’da Agyei’nin sert şut direkten dönmek yerine kaleyi bulsa, bu hikaye çok daha ağır bir sonla da bitebilirdi. Kocaelispor bir golle oyunun psikolojisini de ele geçirdi.

Maç öncesi tüm istatistikler Galatasaray’ı işaret ediyordu: İç sahada 14 maçta 11 galibiyet, ligin en golcü takımı, kadro kalitesi, üretkenlik farkı… Ama futbol istatistikleri değil, anları ödüllendiriyor. Galatasaray, Trabzonspor’da bıraktığı puanları, Göztepe maçının ikinci yarısını ve bu beraberliği bir bütün olarak masaya yatırmak zorunda. (Hürriyet)

Galatasaray – Kocaelispor

Osman Şenher: Galatasaray cepten yiyor

İki hafta önce Galatasaray rakiplerinden 7 puan ilerdeydi. Trabzon yenilgisiyle bu 4 puana düştü. Dün gece hesapta olmayan bir beraberlikle 2 puana düştü. Ligin bitmesine 5 hafta var. Takım iyi futbol oynayamıyor. Yıllardır önce Icardi sonra Osimhenle rakiplerinin hep önüne geçiyordu. Şimdi santrfor yok. Osimhen sakat, Icardi bir türlü kendini toparlayamıyor, zaten forma şansı da bulamıyor.

Barış takımını hücuma çıkartan en etkili futbolcuydu. Şimdi santrforda hücuma katkısı hiç yok denecek kadar az. Hele Kocaelispor karşısında Sallai sol tarafta etkisiz, Barış ileri uçta etkisiz. Ben, ikinci yarıya başlarken, hoca Sallai’yi dışarı alır, Barış’ı esas yeri sol çizgiye koyar, Icardi’yi de santrfor olarak oyuna alır diye düşündüm. Tabii yanlış düşünmüşüm. Evet Icardi oyuna girdi ama 80. dakikada.

İlk yarı maçın tek hakimi ev sahibi ekipti. Yeşil-siyahlılar sadece defans yaptılar. Böyle bir takım karşısında Okan hocanın öğrencileri daha çok gol bulmalıydı. Sara pozisyona giriyor, ayak içiyle gol atmaya uğraşıyor. Sanki kaleciyi çalıştırıyor. İyi ki Sane sahneye çıktı, bir gol attı, iki tane de gollük pas verdi. Başka baktığın zaman, ön plana çıkan bir tek futbolcu yok.

İkinci yarı Körfez ekibi orta sahayı ele geçirdi, pozisyonlara girdi, golünü attı, bir topu da direkten döndü.

Bu futbolla bundan sonraki maçlarında teknik ditrektör Okan Buruk’un çok başı ağrıyacak. Benim en çok üzüldüğüm, 50 bin taraftar saatler önce stada gelmişler. Onlar takımlarını coşturmak istiyorlar, fakat ortaya konan futbol maalesef taraftarı bile motive olmaktan uzaklaştırıyor.

Takımda evet santrfor yok ama ne olursa olsun, milli takımlara 18 futbolcu gönderiyorsan daha iyi oynayacaksın. Bilemiyorum oyuncuların maç ömcesi beyanatları, hırslı konuşmaları, beklentiyi çok yukarı çekmişti ama herkes hayal kırıklığına uğradı. İlerleyen haftalar için de tüm camiayı tedirginlik sardı. Bunun sebebini bizler bilemiyoruz. Okan hoca Kemerburgaz’a kapanacak, öyle veya böyle ne problem varsa halledecek. “Osimhen yoksa Galatasaray da yok” lafını kabul etmiyorum.

Kocaelispor’un ise biraz şansı olmuş olsaydı, bu maçtan galip bile ayrılabilirdi. (Milliyet)

Ercan Taner: Osimhen’i mumla aramak

Şampiyonluk yarışında ne kadar deneyimli olursanız olun son haftalar yaklaştıkça stres artar. Tıklım tıklım dolu tribünler ve büyük taraftar desteğine rağmen Galatasaray, Kocaelispor’u bunaltamadı. Kocaelispor, topu Galatasaray’a bırakarak çok adamla kendi yarı sahasındaydı. Defans ile orta saha arasında boşluk arayan Galatasaray, uzun süre pozisyon bulamazken, kaleye uzak mesafelerden şut arayışları ile şansını deniyordu.

45 dakikada 3 isabetli şut girişimi lider adına çok iyi bir gösterge değildi. Sane maça fena başlamamıştı. Jakobs’un iyi hazırladığı pozisyonda kafayı vurunca Galatasaray’ın beklediği gol gelmişti. Golden sonra oyunun kontrolünü tamamen alan Galatasaray, baskıyı da artırdı.

İkinci yarıda oyun yine durgundu. Boey, çok sık atağa çıkma özelliğini bu maç gösteremedi. Sallai çok çalışan fakat üretemeyen bir görüntü veriyordu. Lang ve Singo oyuna girerken, Okan Buruk’un düşüncesi tempoyu yükseltmekti. Kocaelispor cesur ataklara başlamıştı. Can Keleş’in hazırladığı pozisyonda top, Petkovic’in akıllı vuruşu ile ağlara giderken, Galatasaray şoka girmişti. Ev sahibinde Yunus ve Lemina da oyundaydı.

Son çare İcardi’ydi. Agyei’nin son dakikalardaki şutu direkten dönmese maçı kaybedebilirdi Galatasaray. Şampiyonluk yolunda kazanamamak büyük darbe oldu kuşkusuz.(Sözcü)

Bülent Timurlenk: Buruk’un eseri

Kazandığı Göztepe maçının ardından “İlk yarıda bize yapılanları unutmadık, rövanşı alacağız, farklı kazanmak için sahaya çıkacağız” diyen Okan Buruk, 4 gün sonra oynayacağı karşılaşmanın dinamitinin fitilini uzun tutmuştu. Dün stada gelen, ekran başındaki Galatasaray taraftarı da takımından hocasının sözlerinin altını doldurmasını bekliyordu. Oyun daha ilk çeyrekten sıkıntılı başladı. Sallai sol kanatta işlemiyor, Barış da en uçta olduğundan takım hücumda Leroy Sane’nin ayağına bakıyordu. İlkay, Sane’ye uzak Sara da sol içe yerleşince ortaya 336 pas yapan, ayaklarında pranga varmışçasına yavaş bir Galatasaray ortaya çıktı. Risk almıyor demek, üretememek de demek aslında. Jakobs’un adrese teslim ortası, Sane’nin kafası tabelayı kurtardı ama oyun soru işaretleriyle doluydu. Devrede Sallai kenara gelmeli, Barış kanada Icardi santrforla ile devam etmeliydiler. Okan Buruk bir kez daha hamlesiz başladı ikinci yarıya. Oysa ki takımı Göztepe deplasmanındaki ikinci 45’te sadece bir kez ceza sahasına girmiş, Lemina’nın golü takımı ayakta tutmuştu. Kocaeli oyunu aldı ve gol geliyorum dakikalarında Okan Buruk da golü taraftarlar gibi izledi. Aradaki tek fark taraftarın kombineye tonla para verip, Buruk’un kulübede milyonlar kazanması. 1-0 önde olduğu maçta 2’yi bulması gerekirken oyuna bek alan ve hâlâ Yunus ısrarını sürdüren bir teknik adam kendisi… Puan kaybı bağıra bağıra geldi bu maçta… Sorumlusu da Okan Buruk’tur. Bir haftada 5 puan kayıpla peşindekileri umutlandırması bir kenara, oynattığı kötü futbol hiç de öyle “Mayıslar bizimdir” futbolu değil. Mayıslar onun değilse, Haziran zaten hiç değil… (Sabah)

Galatasaray – Kocaelispor

Levent Tüzemen: Başkan, Buruk’la görüşmeli

G.Saray, hocası Okan Buruk’un gereksiz yere yarattığı Kocaeli gerginliği nedeniyle şampiyonluk yolunda çok önemli bir yara aldı. Göztepe galibiyetinden sonra Kocaeli’ye karşı intikam meşaleleri yakan Okan Buruk yüzünden G.Saray ağır bir bedel ödedi. Bir teknik adam, rakibi için böyle bir sorumsuz açıklama yapar mı? Kocaelili oyuncular, maç boyu hırslı oynadılar, G.Saray’a pozisyon vermemek için canlarını dişlerine taktılar. Ayrıca Okan hocanın sanki maçı kazanmış gibi İlkay-Sara ikilisi ile orta sahayı kurması, G.Saray’ın pozisyon üretmesini engelledi. Jakobs’un mükemmel ortası ile Sane’nin attığı gol dışında akılda kalan Sara’nın iki pozisyonu var. Çünkü Barış, santrforda verimli olamadı, Okan hoca hızından, gücünden ve çabukluğundan faydalanmak için Barış’ı kanatta bile oynatmayı düşünmedi. İlkay’ın orta sahada oyundan düştüğünü görmesine rağmen Lemina’yı oyuna çok geç aldı. Zaten Lemina ilk 11’de başlamalıydı. Okan hoca öyle bir zihinsel dağınıklık yaşıyor ki takımına ve oyuna odaklanacağına rakipleri ile uğraşmayı kendine hedef olarak kabul ediyor. Liverpool’a karşı İstanbul’daki iki maçta 1-0’lık skoru koruyabilecek oyunu sergileyen bir G.Saray, hocasının dağınıklığı nedeniyle Kocaeli önünde 1-0 öne geçmesine rağmen skoru maalesef koruyamadı. G.Saray Başkanı Dursun Özbek, Okan Buruk’u karşısına alıp gerekli konuşmaları yapmalı. Eğer zihinsel olarak hazır değilse çözüm üretmeli.(Sabah)

Cem Dizdar: Sınıra geldi!

Kazanma garantili gibi görünen bir Galatasaray maç başlangıcı daha. Önce sakin bir başlangıç, ardından fazla da zorlamadan gole taşıyan sınırlı sayıda hücum ve gol. Ancak maçı bitiremedi Galatasaray… Kocaeli’ndeki ilk karşılaşmadan düne taşınan münakaşalı durumların da etkisi altındaki maçta, sadece savunmada kalarak maçı kazanmak mümkün olamayacağına göre Selçuk İnan’ın yegane planı ‘beraberlik’ olmalıydı. Ne var ki, beraberlik de Galatasaray’ın yapamayacaklarına doğrudan bağlıydı. İlk devre ‘gol beklentisi’ istatistiği üretemedi Kocaeli ama lider Galatasaray da gol dışında matah şeyler yapamadı!

İkinci devre de aynı ağır aksaklıkta ilerleyip dururken, durum dakika dakika değişmeye başladı. Maçı hatırlayan Kocaeli kendi solundan başlattığı 7 paslı hücumu sağ kanada taşıyıp golü bulunca iklim bir anda değişti. Şaşkın Galatasaray oyundan düşünce deplasman takımı iyiden iyiye akışa geçti. Hatta direğe takılmasalar öne bile geçebilirlerdi, olmadı ve Fenerbahçe ile puan farkı 2’ye indi. Yani kaç sezondur bir kaç kez gelinen ‘tek maç’ sınırına bir kez daha geldiler. ‘Osimhen’siz Galatasaray için işlerin iyi ilerlemediği aşikar ama durum aynı zamanda Okan Buruk için de ayrı bir başlığı açtıracak sanki.

Ve son not… Biz de pek vaki değildir, maçlardaki saygı duruşlarında kendine saygı duymayan kitleler ‘1 dakikalık’ süreyi hep kısa kestirir. Lakin yaşarken hakkında yazılmayan, söylenmeyen kalmamış Mircea Lucescu öyle bir saygınlık inşa etmişti ki, İİstiklal Marşı’na kadar çıt çıkmadı koca kalabalıktan. Lucescu gibi bilgili insanların yarattığı etkiye ‘doğal otorite’ diyor kimileri. (Fanatik)

Serkan Akcan: Kredi azalıyor

Galatasaray Liverpool rövanşında Osimhen’i sakat verdiğinden beri tüm oyun standardını yitirdi. Trabzon’a yenildi, Göztepe’yi yenerken bile ikinci yarıda büyük acı çekti dün gece de Kocaeli ile Ali Sami Yen’de berabere kalarak şampiyonluk yarışındaki kredisini iyice azalttı. Trabzon deplasmanında Icardi’nin vurdum-duymazlığı karşısında Göztepe maçına Barış ile başlayan Okan hoca Kocaeli karşısında da Arjantinli santrfora güvenmediğini gösterdi. Sola Sallai sağa Sane’yi atarak ikinci toplara Sara’yı göndererek şutla bu işi çözmeyi planladı. Sezonun ilk yarısında Kocaeli’ye yenilirken Icardi’yi çıkarmayarak maçı kaybetmeyi göze alan Okan hoca için Ali Sami Yen’de Icardi’den vazgeçmek kabul edelim ki ters tepti.

Selçuk İnan’ın ilk yarıdaki futbola karşı hamleleri maçın senaryosunu değiştirdi. İkinci yarıya başlarken Haidara, peşinden Tayfur Bingöl ve Petkoviç değişiklikleri Kocaelispor’u maça ortak etti. Tayfur’un kestirilemez koşuları sonrası ona topu ulaştırmak konuk ekip için ufuk açıcı hücum organizasyonları yaratmalarına yardımcı oldu. Buna mukabil Galatasaray’da Sallai ve Boey’in savruk oyunları Kocaelispor’un hücum geçişlerini daha kolay yapmalarını sağladı. Nitekim Okan Buruk bu savruk performansları cezasız bırakmayıp önce Lang ve Singo’yu sahaya sürse de Tayfur ve Petkoviç sayesinde oyunun momentumu Galatasaray’ın elinden kaymaya başladı.

Galatasaray, maça başlarken sahip olduğu şampiyonluk kredisinin büyük bölümünü bu beraberlik ile yitirdi. Zira kalan 5 maçın 3’ü deplasmanda, içeride olanlardan biri de doğrudan rakibi Fenerbahçe ile. Galatasaray hala kalan 5 maçını kazandığı taktirde şampiyon olabilir ama Osimhen yokken o senaryonun gerçekleşmesi kolay görünmüyor. (Sabah)

“Başkan, Buruk’la görüşmeli” | Spor yazarları Galatasaray için ne dedi?