Galatasaray, Süper Lig’in 21. haftasında deplasmanda karşılaştığı Çaykur Rizespor’u, Barış Alper Yılmaz, Yunus Akgün ve Victor Osimhen’in golleriyle 3-0 mağlup ederek puanını 52’ye çıkardı.
Spor yazarları Çaykur Rizespor – Galatasaray karşılaşmasını şöyle değerlendirdi:

Uğur Meleke: “Sallai bence sekiz numarada da denenebilir!”
Bundan yaklaşık üç hafta önce, Galatasaray hiçbir anında öne geçemediği ve oldukça zorlandığı Gaziantep maçında sadece 2 değişiklik yapabilmişti: Kazımcan ve Ahmed. Zira Okan Buruk’un kulübesinde skoru değiştirme ihtimali olduğunu düşündüğü başka oyuncusu yoktu.
Hatta takvimi bir ay geriye sararsak, Süper Kupa finalinde Fenerbahçe’ye karşı 2-0 geriye düşen Galatasaray’ın kulübesindeki ofansif oyuncular şunlardan ibaretti: Ahmed, Yusuf ve genç Ada Yüzgeç… Zaten Okan Buruk da bunların içinden sadece Ahmed’i sokmuştu oyuna. Sarı kırmızılılar 2025-26 ilk devresini oldukça sığ bir kadroyla tamamladılar ancak ikinci yarıya sayısal olarak daha geniş bir listeyle giriyorlar.
Dün Galatasaray’ın 21 kişilik kadrosunda 5 yeni transfer (Lang, Asprilla, Nhaga, Boey ve Armando) vardı. Hatta sakatlıktan dönüp kupada ve ligde dakika alan Singo’yu da sayarsak 6 kişi eklendi Buruk’un rotasyonuna. Önündeki yoğun 40 günde üç cephede 10 maç oynayacak Galatasaray. Bunların ikisinin Juventus, birinin Beşiktaş, ikisinin Alanya, birinin Başakşehir, birinin de Göztepe olduğu düşünülürse Buruk’un transfere ihtiyacı olduğu netti zaten.
Dün bu yenilerden biri, Noa Lang ilk 11’de başladı. Barış ve Osimhen’e birer gol attırdı, iyi bir şutu da direkte patladı. İkinci maçında da oldukça istekli ve hareketliydi Hollandalı kanat oyuncusu.
Yenilerden bir diğeri, Sacha Boey de dün 15 dakika aldı. Onun Galatasaray’a katılımının dolaylı bir iç transfere yol açacağı, Sallai’nin daha farklı pozisyonlarda kullanılabileceği ortada. Tabii ki Sallai’nin on numarada ya da sol-sağ açıkta görev alabildiğini biliyoruz. Ancak ben, Sallai’nin pekalâ sekiz numara oynayabilecek özelliklere de sahip olduğunu düşünüyorum. Buruk’un ihtiyaç halinde onu Torreira’nın yanında da denemesi gerektiği kanaatindeyim.
Yaşı tutanlar hatırlayacaklardır, Sallai’yi izleyince biraz Ümit Davala tadı alıyorum ben. Çok yönlülüğü, dinamizmi ve yüksek sorumluluk duygusuyla Davala’yı hatırlatıyor Macar futbolcu. (Hürriyet)

Osman Şenher: “Lang yeni Sneijder olacak”
Türkiye’de kolay deplasman yok. Rize maçı da kolay geçmedi. Her zaman söylüyorum, Galatasaray’ın çok kaliteli bir kadrosu var. Devre arası yeni yapılan transferlerle daha da güçlendi. Okan Hoca, çaresizlikle kulübenin boş olduğundan yakınıyordu, şimdi orası da kaliteli futbolcularla doldu.
Rize’de taraftar memnun. Üç gol atmışsın, üç topun da direkten dönmüş, her şeyden önemlisi Hollandalı Lang transferi takıma büyük katkı vereceğini gösteriyor. Herhalde Galatasaray’ın yeni Sneijder’i olacak. Bir asist yaptı, bir topu da direkten döndü. Dikkatinizi çekerim ilk Süper Lig maçıydı. Arkadaşlarını yeni tanıyor. Mükemmel bir transfer.
Yunus forvet arkasında oynadı. Çok gayretliydi. Sahada olumlu işler yapıyor ve mükemmel bir gol attı. Torreira, Sara üst seviyede mücadele ediyorlar. Daha da iyilerini yapmaları gerekir. Barış Alper’in golünden sonra takım futbolunu o ana kadar iyi oynayan Galatasaray, maçı rölantiye aldı. 25 dakika boyunca orta sahanın hakimi Rizespor oldu ve gol pozisyonlarına girdiler. Cim Bom’un en büyük handikapı bu. Gol atıyor ama rakibe de çok gol pozisyonu veriyor. Ev sahibi ekibin kaliteli bir forveti olmuş olsa, gol de atabilirlerdi.
Uğurcan dün gece sahanın en iyi isimlerinden bir tanesiydi. Son dakikada iki tane yüzde yüzlük golü kurtardı. Buna rağmen geçen hafta Kayserispor maçında oyunu başlatırken, topu rakibin önüne attı. Şansa kısmete gol olmadı, dün gece aynı hatayı yaptı. Bunlara dikkat etmesi gerekir. Boey maçın sonlarına doğru oyuna dahil oldu. Tabii ki çok katkı sağlayacak ama o mevkide oynayan Sallai sahanın her yerinde basıyor. Forvette, orta sahada ve rakip atağa çıktığı zaman stoper gibi kendi sahasına geliyor. Muhteşem bir futbolcu.
Jakobs da çok gayretli. Eren’in daha çok savaşması lazım. Böyle oynayan Jakobs’tan formayı zor alır. Asprilla sonradan oyuna girmesine rağmen süratiyle, temposuyla takıma katkı sağlayacağının sinyalleri verdi. Singo toparlanmış, çok gayretliydi. Bu takıma daha Lemina ve Sane girecek. Forma rekabeti daha da artacak. Benim maçta en üzüldüğüm pozisyon ise Icardi’nin o muhteşem gol vuruşunun en az 120 km hızla direkte patlaması oldu. Arjantinli santrfor da “Ben hazırım” mesajı veriyor.
Sonuçta Galatasaray galibiyeti hak eden bir futbol oynadı. Rizespor elinden geldiği kadar mücadele etti. Recep Hoca’nın daha fazla yapacağı bir şey yoktu, takımına iyi mücadele ettirdi. (Milliyet)

Serkan Akcan: “Nereden nereye!”
Bundan iki hafta önce kendi evinde Gaziantep FK maçına çıkarken Galatasaray’ın kadro zaafları, Okan Buruk’un gözünde derin bir endişeye sebep olacak kadar belirgindi. Lang’ın gelişi, Boey’in dönüşü ve kadro derinliğine yapılan transferler, dün Rize deplasmanında Okan Buruk’un endişelerini gidermeye başlamış gibiydi. Okan hoca, Lang’ı solda kullanabilmek için Barış Alper’i sağa çekti. Lang daha teknik ve dar alanda etkili, Barış Alper ise rakiplerine eşleşme sorunu yaratıp savunmayı dağıtacak kadar güçlü bir oyuncu. Galatasaray, bu ikilinin oyun karakterlerine uygun şekilde sola devrildi, Lang ile Jakobs’un tarafından geldi; Barış’ı da Osimhen’in yanına sokarak Rize savunmasında büyük bir karmaşa yarattı. Nitekim gol de bu organizasyonun bir sonucu olarak geldi.
Bazen oynaması için transfer yaparsın, bazen oynatması için. Lang ve Asprilla transferlerini bu çerçevede okumak daha doğru olur. Bu ikili geldikten sonra Yunus ile Barış’ın performanslarında gözle görülür bir kıpırdanma yaşanıyor. Galatasaray uzun zaman sonra kadrosunda böylesine güçlü bir rekabet ortamı oluşturmayı başardı. Yunus Akgün’ün performansındaki yükselişin Galatasaray’ın oyun standardını yukarı çektiğine şüphe yok. Çaykur Rizespor’un ikinci yarıda oyunu dengelemeye başladığı bölümlerde Yunus Akgün, yaptığı ön alan baskısıyla ekmeğini taştan çıkarıp, kendi attığı golün de hazırlayıcısı olarak maçın fişini çekti. Yunus, iki tarafa birden çalım atabilmesi sayesinde savunmacılar açısından öngörülemez bir futbolcu. Elbette formda olduğunda, şevkle oynadığında. Görünen o ki, yeni transferlerin yarattığı rekabet ortamı Yunus’un seviyesini yukarı taşımaya yetmiş. Nitekim Boey’in sağ beke girişiyle birlikte Sallai’nin sahada daha büyük bir özgürlüğe kavuşarak ön bölgeye geçişi de Okan Buruk’un elini en fazla güçlendiren hamlelerden biri olacak gibi duruyor. Birkaç hafta önce sahaya sürecek futbolcu bulmakta zorlanan Okan Buruk için, dün Rize deplasmanında kafasındaki tüm rotasyonları denemek, bir galibiyetten çok daha fazlasını ifade ediyordur. (Fanatik)

Tunç Kayacı: “Skor rahat oyun uyarıcı!”
Şampiyonluk yarışında zorlu virajlardan biri olan Rize deplasmanında Galatasaray’da hedef 3 puandı. Yeni transferi Lang’in ilk 11’de yer aldığı kadroda Hollandalı oyuncu, golün asistini şık bir orta ile yaparken “ben bu kadroda her zaman varım” mesajını verdi. Genelde maça kendinden emin başlayan ve rahat bir oyun oynayan Galatasaray, golü atıp öne geçtikten sonra rakibe pozisyonlar verdi. Aslında bu düşüşün sebebi orta alandaki yetersizlikti. Çünkü Galatasaray 11’ine baktığımızda top ayağındayken iyi bir kadro ama top rakipteyken sıkıntılıydı. Nitekim bu sıkıntıyı yaşadı; şansı vardı, Rizespor bu pozisyonlarda beceriksizdi.
İkinci yarıda tempo düşüktü, sanki biraz sezon sonu maçı gibiydi. Her ne kadar Rizespor beraberliği yakalamak için çaba gösterse de üçüncü bölgede hiç yoktular. Galatasaray ikinci yarıda deyim yerindeyse yürüye yürüye, oyunu sıkmadan skoru 3-0 yaparken belki de zorlanacağı beklenen bir deplasmanı umduğundan çok kolay geçti.
Önemli bir 3 puan ancak Rizespor’un oynadığı futbola bakarsak Galatasaray’ın takım savunmasındaki sıkıntılarını gidermesi lazım. Benim kişisel görüşüm Galatasaray adına test olacak bir karşılaşma değildi. Yapılan transferlere bakarsak sakatlık ve cezalı durumlarda gelen yeni isimlerin ne kadar katkı yapacağı çok önemli. Yoksa ligin ilk yarısındaki gibi sıkıntılı süreçler gündeme gelebilir. Her şeye rağmen dünkü 90 dakikaya bakarsak kayıpsız geçilen bir deplasman ve moralle İstanbul’a dönülüyor. (Fanatik)

Bülent Timurlenk: “Derin G.Saray”
Transfer döneminin kapanması, oyunun asıl aktörlerine; teknik kadro ve futbolcular için iyi oldu G.Saray’da. Yöneticisi, menajeri, duyumcusu, sahneden silindi. Lemina ve Sane’nin yokluğunda sol kanada alışmış Barış Alper Yılmaz’ın memleketinde sağ tarafta ne vereceği önemliydi. Bir de elbette 8 numara oynarken pas trafiğinin kilit adamı olan ve ön alan baskısında önemli parça olan Torreira’nın 6 numarada oynaması.. İyi başladı G.Saray maça. Kadro derinliği böyle günler için lazım. Lang adrese bir ortayı Barış ile buluşturduğunda Buruk’un takımının 1 topu da direkten dönmüştü. İlk 30 dakikayı iyi kontrol ettiler. Ancak devrenin son çeyreğinde, Rize’den 6 hücum yerken ilk 45 dakikanın soru işareti istatistiği ikili mücadelede 27’ye 16 geride olmalarıydı. Rizespor sıkıntıları olan bir takım. Ancak 1-0 rakibi oyunun içinde tutar. Ali Sowe’un çok ince ofsayt ile iptal edilen golü G.Saray’ı önemli bir uyarı oldu. Ordan sonra işi daha da ciddiye aldılar. İlk yarıda görünmeyen Yunus’un kariyerindeki ilk kafa golü Rizespor’un kepenklerini kapattı. Ardından Osimhen’in sayısı… İcardi ve Lang’ın direkten dönen toplarını da eklersek 3 gol atıp 3 topu da direkten dönüp, 19 hücum ve Uğurcan’ın kritik 3 kurtarışı ile İstanbul’a dönüyorlar. Var mıdır yok mudur bilinmez ama spor kamuoyunda “Derin G.Saray” diye bir tabir vardır. Onu bir kenara koyalım; dün Okan Buruk’un elindeki futbolculara bakarsak “Evet derin bir G.Saray vardı.” (Sabah)

Levent Tüzemen: “Zengin kadro iş başında!”
Yeni transferler, sadece kadroda kaliteli bir derinlik yaratmadı, G.Saray’a da müthiş bir hava getirdi. Eğer Okan Buruk, bu kaliteli derin kadroyu sezon başında kurmuş olsaydı Şampiyonlar Ligi’nde G.Saray kesinlikle ilk 8 arasında yer alırdı. Kulübedekilere bir göz atalım; İcardi, İlkay, Asprilla, Singo, Boey, Nhaga, Can Armando, Kaan, Eren ile cezalı Lemina ve sakat olan Sane düşünüldüğünde müthiş etkileyici ve kaliteli bir kadronun ortaya çıktığı görülüyor. Şimdi, Okan hocanın eli güçlenecek, mazeret üretme konusunda şansı olmayacak. Derin kadro, her yerin iki adamı olduğunu bize gösterdi. Rize maçında G.Saray, zaman zaman sarsılsa da maç boyu oyunu elinde tuttu, pozisyon zenginliği içinde yaşadı. Final paslarında tercihler doğru olsaydı çok daha farklı bir skor öne çıkardı. Ama 4 oyuncuyu bir kenara koyuyorum. 1-Kendisine özel atletik performans hocası tutan Sara maç boyu enerjisini hiç kaybetmedi, savunma-hücum arasında mekik dokudu, gol aradı savunmadan Rize ataklarını bile engelledi. 2-Lemina’nın olmadığı maçta Torreira orta sahanın yine dinamosu oldu, savunmayı rahatlatacak pozisyonlar sağlayıp topu oyuna akıllı soktu. 3-Gecenin yıldızı Jakobs oldu. Hatasız oynadı, Rize hızlı ataklarına izin vermedi sürekli hücuma katıldı. Çabukluğu ile rakip atakları kesti. 4-Osimhen, yeterli pas alamamasına rağmen sürekli koşularıyla rakip savunmanın huzurunu bozdu attığı gol, çok zordu, çalımı ve vuruşu mükemmeldi. 5-Barış Alper hem golü hem de asisti ile skor katkısında dengeleri değiştiren ismi oldu… (Sabah)
