UEFA Avrupa Ligi son 16 play-off turu ilk maçında İngiltere temsilcisi Nottingham Forest’a 3-0 mağlup olan Fenerbahçe, tur şansını zora soktu.
Chobani Stadı’nda oynanan karşılaşmaya tutuk başlayan ve oyunu savunmada kabul eden Fenerbahçe, 21. dakikada Murillo’nun golüyle yenik duruma düştü. İlk yarı boyunca top kontrolünü sağlayamayan ve ani ataklarda kalesinde pozisyon veren Fenerbahçe, 43. dakikada Igor Jesus’un golüyle soyunma odasına 2-0 mağlup girdi.
İkinci yarıya rakip yarı sahada başlayarak pozisyon bulmayı ümit eden Fenerbahçe, 50. dakikada bu kez Morgan Gibbs-White’ın golüyle 3-0 yenik duruma düştü. Kalan bölümde de pozisyon üretemeyen ve kalesinde tehlikeler yaşayan sarı-lacivertliler, sahadan 3-0 mağlup ayrıldı.
Müsabakanın rövanşı 26 Şubat Perşembe günü İngiltere’de oynanacak.
Spor yazarları Fenerbahçe – Nottingham Forest maçını şöyle değerlendirdi:
Halil Özer: “Patates püresi”
Kimin söylediğini bilmiyorum… “Kötü futbol Picasso’nun tablosuna patates püresi fırlatmak gibidir.”
İşte Fenerbahçe dün tam anlamıyla öyleydi.
Öyle bir ilk yarı izledik ki Allah hiç kimsenin başına vermesin.
Ben son yıllarda bu kadar kötü bir Fenerbahçe izlemedim. Tamam İngilizler her hattı ile çok iyi oynadılar. Ama karşılarında en ufak bir direnç yoktu. Ne oyun disiplini, ne top tutma, ne oyun kurma, ne mücadele, ne topla çıkma, ne pozisyon, ne organizasyon… Sıfıra sıfır… Onlarca pas hatasını saymıyorum bile.
Yani kelimenin tam anlamıyla meydanı bomboş bıraktılar. Nottingham at koşturdu. Her topu aldılar, her mücadeleyi kazandılar. Pozisyona girdiler ve iki gol attılar. Daha fazla da atabilirlerdi.
Fenerbahçe’nin kadrosuna bakıyorsun yıldız dolu. Ama o yıldızlar bile oyun içinde bir an olsun sorumluluk almadılar. Ne Assensio ne Kante ne Talisca. Biraz Guendouzi o kadar. O da nereye koşacağına şaşırdı.
Tamam Tedesco’nun hakkını her hafta veriyoruz. Ama normal lig düzeninden çıkıp yeni yetme Cherif ile maça çıkmasını anlayamadım. Bu çocuk bu maçları henüz kaldıracak durumda değil. Ligde elinde oturmuş bir kadro var. Koy İsmail’i, Talisca ileride öyle çık. Alışılmış düzenin bozulması ilk yarıda pahalıya patladı. Tabii bir de Skriniar’ın erken sarı kart görmesi ve arkasından sakatlanması tüm oyuna tuz biber ekti. Yani kötü futbolun yanında aksilikler de arka arkaya geldi. Örneğin Skriniar olsa belki ikinci gol olmazdı.
2. yarı değişen hiçbir şey yoktu. Tedesco oyuna müdahale etmek istedi. Ancak sıkıntıları gideremedi. Bir de saçma sapan bir 3. gol yiyince maçın fişi çekildi.
Konuk takım ise iyi futbolunu yine sürdürdü. Allah’tan skoru yeterli buldu. Dikkat ettim bir kere bile hata yapmadılar. Adamlar sıfır hata ile oynadılar.
Fenerbahçe bu maçı bir an önce unutmalı. Hani iddiası bence hiç kalmadı ama Nottingham’da bile böyle oynayacağını düşünmüyorum. Yani son 10 yılın içinde en kötü hangi maç diye bir sıralama yapsak bu maç ilk üçe kesinlikle girer. (Milliyet)

Mert Aydın: “Bu yenilgi Tedesco’ya yazar”
Vitor Pereira, ilk kez Fenerbahçe’nin başında olmadığı bir maça çıkıyordu Kadıköy’de. Daha acayibi geçen sezon Manchester City kalesini paylaşan Ederson ve Ortega karşı karşıyaydı.
Tedesco ve yardımcıları için kolay değildi iş. Pereira’nın ilk resmi maçı olacaktı Forest’ın başında. Hangi maçı, neyi analiz edeceklerdi? Zaten oyunun başlamasıyla birlikte bu şaşkınlık Fenerbahçe’ye yansımış gibiydi.
Forest önde baskı uyguluyor, Fenerbahçe’nin pas opsiyonlarını azaltıyordu. Bu baskıyı aşmanın yolunu bulamıyorlardı. Bir kez topu kaptılar. Kontraya çıkacakken kaptırdılar. Sonunda top Fenerbahçe ağlarındaydı.
Skriniar’ın çıkışından sonra yerine giren Çağlar da takıma uyum sağladı hemen! Bir iki kez topa sahip olarak öne gitmeye çalıştı Fenerbahçe. Ama her seferinde top bir şekilde kendi kalesine geliyordu. Devrenin sonunda gelen golde de basit bir duran top numarasına kurban gittiler.
Tedesco’nun ikinci yarı yaptığı değişikliklerin de faydası olmadı. Açıkçası asıl sorun oyunculardan çok doğru oyunu bulamamaktı. Ha Cherif’in ikinci yarının başında bulduğu pozisyon gol olsa bir şeyler belki değişebilir miydi? Seyirci coşkusu, rakip şaşkınlığı derken belki.
Ama o ilk heyecanın ardından gelen golle birlikte Forest rahatladı. Pereira istediği oyuncu değişikliklerini korkmadan yapabildi.
Fenerbahçe belki de Tedesco geldiğinden bu yana en kötü maçını oynadı. Hem de Tedesco, kendi takımına bu kadar hakimken. Önce de söylediğim gibi bu yenilgi, hocaya yazar.
Ancak yine de kötü takımda çok kötüler vardı. Daha birkaç yıl önce Premier Lig’de yılın 11’ine seçilen Çağlar, futbol oynamayı unutmuş gibi. Semedo, Mert ve Talisca da ekstra kötüler arasındaydı.
Kısacası Tedesco ne maçın başında ne de ortasında rakibi çözemedi ve yenilgiyi hazırladı. Görünen o ki Fenerbahçe, bundan sonra lig ve kupaya ağırlık verecek. (Milliyet)
Uğur Meleke: “Kalp İsmail” sökülünce ‘Beyin Asensio’ da durdu”
Nottingham Forest kötü yönetilen bir kulüp. Ama iyi bir futbol takımı. Nobran patron Marinakis, 26’ncı haftada dördüncü teknik direktöre imza attırarak 33 yıllık Premier Lig rekorunu kırdı.
Elbette utanç verici bir rekor bu. Ancak şunu da unutmamak lazım: Nottingham Forest, 600 milyon Euro’luk kaliteli bir ekip. Ve bu sezon Avrupa Ligi’nde yarışan en değerli takım. OPTA verilerine göre bu sezon Avrupa Ligi’ndeki 36 takım içinde en fazla gol beklentisi yaratan (17,6), kalesinde en düşük beklenti oluşan (5,3), en az şut çektiren (56) ve en çok net pozisyon üreten (28) takım Nottingham Forest.
Dün sekiz numara rolünde oynayan Elliott Anderson’ın sezon sonu 100 milyona hangi büyüğe gideceği tahmini yapılıyor her gün İngiliz gazetelerinde. Kaptan Gibbs-White’ın da 70 milyonluk Tottenham imzası son anda bozulmuştu birkaç ay önce. Böyle bir orta sahaya karşı oynamak çok kolay değil.
Böyle kaliteli bir orta sahayla karşılaşıyorsanız, siz de en doğru oyuncular ve en uygun dizilişle oluşturmalısınız merkezinizi. Hafta sonu derbide kurduğu karo orta saha modeli sebebiyle çok övdüğümüz Domenico Tedesco, maalesef dün sezonun en önemli maçında anlamsız bir deneme yaptı. Hem diziliş, hem de personel değişikliğiyle düşürdü takımının momentumunu. Kariyerinde toplam sadece 39 profesyonel maç olan, son bir aya kadar 150 bin nüfuslu Angers’den dışarı çıkmamış Sidiki Cherif’i koydu en uca. Trabzon maçının yıldızı İsmail’i kenarda oturttu, Asensio’yu sağa hapsetti ve tüm ayarları bozuldu temsilcimizin sahada.
Sağ çizgiye hapsolan Asensio dün ilk kez 13’üncü dakikada topa dokundu. Dakikalar 30’u gösterdiğinde topla sadece 5 kez buluşmuştu ve hepsi kendi sahasındaydı. ‘Kalp İsmail’ yerinden sökülünce, ‘Beyin Asensio’ da durdu dün maalesef. Tedesco 61’deki Talisca/İsmail değişikliğiyle doğru orta saha modeline döndü ancak skor çoktan 0-3 olmuş ve havlu atılmıştı artık. Bir Premier Lig takımına karşı orta sahayı kaybederseniz, maçı kaybedersiniz. Dünkü maçın da en kısa özeti bu maalesef. (Hürriyet)
Mehmet Ayan: “İsmail Yüksek’i kurban etmek”
Forest stoperi Murillo, Asensio’dan kazandığı topu Guendouzi ve Kante’den sökerek sürüyor ve şutla golü buluyor. Solbek Neco, 29’da benzer süratle 30 metre kadar sürdüğü topu önde Odoi ile buluşturup pozisyon hazırlıyor. Bunlar, F.Bahçe’nin fizik olarak ezildiği ilk yarıdan iki pozisyon anlatımı.
Sangare başta olmak üzere fiziken uçan bir Forest gördük. Hedef olarak Oosterwolde’yi seçmişler ki hep ona baskı yaptılar. Skriniar da 26’da sakatlanınca Çağlar ile daha geçirgen oldu savunmamız. Guendouzi’nin çabası süpürmeye yetmedi arkadaşlarının çaresizliğini. Hücumda yoka yakındı temsilcimiz. 4. teknik direktörüyle sahaya çıkan Forest oyununun skora yansıması insaflıydı. Birbirlerine yakın oynayan, kanatlara açılırken, beklere olanak tanıyan; merkezin şut ve dripling tehdidini elden bırakmadığı ilk yarı için 2-0 şansımızdı. İkinci yarıya az da olsa hareketli başlasak da 50’deki Gibbs golü direnci yok etti. Sonrası hazırlık maçı kıvamında türlü çeşitli hayal kırıklıklarıyla dolu geçti.
Tedesco’nun İsmail dışında Trabzon maçındaki 10 oyuncu ile maça başlamasını, İsmail’e ve dolayısıyla Süper Lig şampiyonluğuna verdiği önem olarak anlıyorum. Yoksa İsmail kesilecek oyuncu değil. Hele de 3. maçında halen takıma adapte görünemeyen Kante’ye tercih edilecek adam hiç değil. Bu kritik maçta Cherif’i en önde başlatmak da ayrıca soru işaretiydi. Skriniar’ın sakatlığı büyük handikap… Rakibin gücüne reaksiyon gösterememek acizlik… Tribünün oyundan kopması sıkıntı… Daha büyük fark olmaması şans… Hepsi ve daha fazlası olabilir… Ancak bu maç enikonu hocaya yazar. Trabzon’da harikalar yaratan İsmail’i dışarıda bırakırsa, sonuçlarla birlikte, devre arasındaki santrfor tercihleri de sorgulanır. (Hürriyet)

Serkan Akcan: “Sezonun en kötüsü”
Tedesco hocanın İsmail’i kenarda bekletip Kante ile Guendouzi’yi birlikte oynatması Fenerbahçe’nin orta sahayı kaybetmesine yol açtı. Perreira’nın Nottingham’ı sahanın her bölgesine yayılan baskılarıyla Fenerbahçe’nin oyun kurulumunu engelledi. Kante ile Guendouzi’nın sırtında sürekli Sangare ve Anderson varken tek bir an bile bu baskıyı kıramamak Fenerbahçe’yi kendi sahasına hapsetti. Bu akıl almaz bir duruma dönüşürken Kerem’in aldığı topları rekor hızda rakibe kaptırması farkın sadece tabelada değil sahada da açılmasına yol açtı. 67. dakikaya kadar Nottingham 28 kez rakip ceza sahasında topla buluşmuşken Fenerbahçe’de bu sayının sadece 4 olması gecenin en kötü istatistiklerinden biriydi. Fenerbahçe’yi Kadıköy’de herhangi bir maçta böyle bir istatistikte tutmak kolay değil. Ama hem santrfor yetersizliği hem merkez orta sahaların bol top kaybıyla oynaması Fenerbahçe’yi kötü gösteren detayların başında geliyordu.
Nottingham Forrest maçı Fenerbahçe’nin bir çok defosunu ortaya çıkardı. Fenerbahçe’nin iki santrforunu birden gönderip santrfor transferini önemsememesinin nelere yol açabileceğini gördük. Tedesco ve futbolcuları rakip kaleye gitmekte çok zorlandı. Nottingham’ın etkili bire bir baskılarına cevap veremediler. Talisca’dan Kerem’e, Kante’den Cherif’e kadar herkes kötüydü. Maç kaybedilir, sorun değil ama böyle kötü bir futbolla yenilmek umut kırıcı bir etki yaratıyor. (Fanatik)
Cem Dizdar: “Süper Lig’in yıldızları (!)”
Haliyle bu 11 ile birlikte Trabzon’daki ‘savunarak kazanan’ formasyon tümden değişmiş oldu. Bence en önemlisi İsmail Yüksek’in yokluğuydu. O yokken, ilk devre boyunca iki şöhretli orta saha Guendouzi ile Kante’ye rağmen tempoyu yüksek tutan Forest sağdan soldan vızır vızır Fenerbahçe kalesine aktı! İlk golde temasa uğramadan 6 pas yapıp golü buldular. İkinci golleri kornerden, iki yüksek stoper üzerinden geldi. Peki ya bu ara Fenerbahçe neler yapıyordu? Bu düzende Asensio’yu sahada ‘kaybettikleri’ için, topu ön alana taşıyamayıp rakip kaleyi göremediler bile. Sağ taraftan memnun olmalı ki, ikinci devreye sol tarafı değiştirerek başladı Tedesco. Ancak çözüm bu da değilmiş. Üçüncü golü bu kez ‘Kante savunması’ üzerinden yediler.
Bu maçı da sonucu da elbette Vitor Pereira mucizesine bağlayacak değiliz. Bu; futbol derinliği, bilgi ve tekrar sayısına ‘küçük dokunuşlar’ın getirisidir. Maç bitiminde Notthingham takım olarak neredeyse yorulmadıysa bu, düzenli oynayarak, topa ivme kazandırma marifetiyle mümkün oldu. Elbette Tedesco sonucu da öncelleyerek başlangıç planı ve formasyonu konusunda bir özeleştiri yapacaktır. Öte yandan bir kez daha gördük ki, çoğu özel oyuncu için ‘Süper Lig’de ulaşılan istatistikler Avrupa’ya çıkınca ‘bir türlü ulaşılamaz’ oluyor. Bu maçın tek savunusu sanırım, ‘Fenerbahçe, Avrupa’yı değil ligde şampiyonluğu hedefliyor’ olur ki, ne yazık ki bu da doğru olmaz… (Fanatik)

Ömer Üründül: “Ne oldu büyük hoca Tedesco’ya”
Medyanın büyük çoğunluğunun öve öve bitiremediği, göklere çıkardığı Tedesco dün gece öyle bir harakiri yaptı ki, Fenerbahçe’yi Avrupa kulvarının dışına attı. Mühim olan takım maç kazandığı zaman eksikleri görmek. Trabzonspor maçı çok önemli bir galibiyetle bitti ama benden başka Tedesco’nun yaptığı hataları söyleyen bir kişi yok. Dün geceye bakıyorum; kadroyu görünce gözlerime inanamadım. Atletizme dönen dünya futbolunda kümede kalma mücadelesi verse de bir Premier Lig takımı ile oynuyorsun, orta sahada yürüyen Kante ile defansif özelliği ve temposu sıfır Talisca bir arada. Buna bir de devamlılığı olmayan, defansif yönü zayıf Asensio’yu ekleyince 10 kişisi koşan, basan bir rakibe karşı 3 kişi eksik oynuyorsun. Benim dün en üzüldüğüm futbolcu Guendouzi oldu. Yalnızlıktan, çaresizlikten canı çıktı. Sonuçta büyük teknik adam hatalarıyla Fenerbahçe, Avrupa’ya veda etti. Aslında 50. dakikadan sonra bu hafta oynayacakları Liverpool maçını düşünüp, frene basmasalar, Pereira da bol bol oyuncu değiştirmese maç tarihi bir hezimete giderdi. Ayrıca Tedesco’nun dün gece iyice anladım ki, İsmail ve Mert’e bir takıntısı var. Göreve geldiğinde uzun süre Mert’e hiç şans vermedi.Semedo, sakatlanınca oynamaya başladı, çok da iyi oynadı. Dün gece devrede günah keçisi onu ilan etti. İsmail de aklına 60. dakikada geldi. (Sabah)
Gürcan Bilgiç: “Kadıköy’de acemiler mangası”
Tedesco maç planında ofansif kadro yapısını, “Önde baskı yapıp, çok gol atmak istiyoruz” cümlesiyle açıkladı. Eğer takım öne gidebilseydi (!), plan da tutacaktı. İlk yarıda İngilizler, Fenerbahçe kadrosunu “acemiye” çevirdiler. Dört pasın üst üste yapıldığı hamle sayısı 4’ü geçmedi bu devrede. Böylesine agresif baskıda topu ayağında tutanın, bir saniye sonra kaybettiğini göre göre aynı tavrı da sürdürdüler. Asensio, Semedo, Talisca… Tecrübeliler-farklılar diye bakıyorsun. Duvara çarpıp, topun peşinden koşmaya devam ediyorlar. Bir nevi “had bildirme” aslında. Premier Lig’in düşmemeye oynayan takımının oyuncuları, bizim “ekstralarımıza” çıtalarını gösteriyorlar. Peki, bir orta saha fazla oynasalardı. Trabzon’da olduğu gibi… Bir şeyler değişir miydi? Ya da kalbi pırpır atan Cherif daha kontrollü olmayı başarsa. Ya da Semedo her ikili mücadelede ezilmese. Ya da Tedesco, Forest takımının kalitesine Trabzonspor kadar önem verseydi. 61’deki İsmail hamlesi ile de Tedesco ligin daha önemli olduğunun altını çizdi. 3-0’dan sonra topu F.Bahçe’ye verip, kendi sahalarında mı kaldılar, yoksa doğru oyuncu profili ile Fenerbahçe kontrolü mü ele geçirdi? Aslında bu maçta yaşanan en kötü durum, Skriniar’ın sakatlanmasıdır. Turdan umudu olan yoktu. Ama teknik direktöründen, sahadaki en önemli oyuncusuna kadar “acemiler mangası” seyrettirdiler bize. (Sabah)
Bülent Timurlenk: “Tedesco’nun harakirisi”
Eylül 2021’de Fenerbahçe, sahasında Olympiakos’a 3-0 kaybederken Vitor Pereira takımını sahaya 3-4- 2-1 dizmiş, orta sahada Gustavo ve Mert Hakan ön taraftan yardım almayınca 40×50 metrelik alanda çaresiz kalmışlardı. O Pereira, dün İngilizlerin başında sahaya çıkarken, Tedesco’nun Trabzon’da kazanırken etkili dizilişinden vazgeçmesi derbi galibiyetinin sarhoşluğu mudur bilinmez ama o maçın en etkili adamı İsmail Yüksek’i, Kasımpaşa maçına saklamış olamaz değil mi?
Nottingham Forest oyunu da ilk golü Murillo’nun ayağından bulduğunda onu orta sahada kovalayan Kante’nin koşu kesmesi ve ilk 20 dakikada sadece 2 pas yapması ilerleyen dakikalar için de tehlike çanıydı. Avrupa Ligi’nde tecrübesiz santrforu denemek, “Fenerbahçe, Avrupa’yı bıraksın hedef şampiyonluk” diye çığıranlardan kabul görmüştür ama oyunun kalbi orta sahada her dakika İsmail’i arayan Fenerbahçe, Skriniar da sakatlanıp çıktıktan sonra İngilizlerden ilk yarıda 15 hücum yedi ve tabela 0-2’ye gelmişti. Premier Lig’in esaslı takımlarından Aston Villa’nın Kadıköy’de kazanırken 13 hücumu olduğunun altını çizeyim. “Maçı değil turu da verdim” değişikliğidir Kerem ve Mert’in devrede çıkması. İsmail’in de oyuna girmek için 61’i beklemesi gibi… Pereira 69’da yaptığı değişiklerle hem “tur bizim” dedi hem de kalan yarım saati idman maçına çevirdi. Tedesco’un ligde namağlup takımının derbi karnesi parlak ama Kadıköy’de iki İngiliz’in aldığı galibiyeti ve Avrupa’ya teorikte vedanın teknik adamın garip tercihleriyle gelmesi sadece soru işareti değil, yanına iki ünlem de gerektiriyor. (Sabah)
